8 Ocak 2012 Pazar

Daisy'nin Bilmedikleri -5 ( bir gururdan sonrası )

Köşeyi dönünce bir sokak!
yüzün senin...
Onur Caymaz


Kimileri nice dağları devirir- kahrı çeker de, gelir iki tane renkli göze yıkılır. 
Aşk adamı vurur. 

Adadan İstanbula dönen çocuk bir müddet gurur ve efkardan sonra hayatına devam etmeye karar verdi. ''Sanki hayatımda hiç problem ve sorun yokmuş gibi kendimi üzmemin ne gereği var ? ''diye düşündü. Ama bir insanın yüzü, kendi yüzüne 10 dakikalık bir mesafede ise kafanı mı çekersin yoksa o yola gözlerini mi dikersin?

Kafasını çevirip yaşantısına koyuldu çocuk. Artık işyerine gittiğinde arkadaşlarına ondan bahsetmiyor, eve döndüğünde de karşısındaki msn ekranına saatlerce bakıp onun yazmasını beklemiyordu.

Sonra birgün iş için geç kaldığı sırada durağa koşmaya başladı. Tam durağa varacakken Daisy'i gördü ve aklı herhangi bir karar vermeden, bedeni kendi bildiğini yapmadan gerisin geriye koşmaya başladı çocuk. Ta ki aradan onun gittiğine emin olabileceği bir zaman geçene dek...

Sonra; onun yanına gitseydim hayatımda ne değişirdi? diye düşündü. Karşısına gidip ne konuşabilirim ? Özür mü dilemeydim mesajlar için? Evet özür dilemeliydim; Rahatsız ettim o kadar. İstemiyor işte ısrarın alemi ney? Evet evet özür dilemeliydim. Keşke durup konuşsaydım iki satır. Peki ya yüzüme bile dönüp bakmasaydı, konuşmasaydı benimle? Öyle ya konuşsa mesajlara cevap atardı değil mi ?

Akşam bütün bu pişmanlıklarla bilgisayarın başına oturdu. Ve bir özür maili attı bir daha rahatsız etmeyeceğini de vurguladı yazının sonunda.

Yazıyı yazdıktan sonra bilgisayar masasının altına zulaladığı votkadan bir yudum çekti, sonra da mezesi olsun, hatta karşı ki dağlar da yıklsın diye derin bir of çekti. Keşke dedi gitseydim yanına. Koy isterse küfretsin, gelen küfür onun sesinden olsunda....

Ama yaşam bu, insanoğlu hata yapar- hatadan korkar – kendinden korkar – olacaklardan korkar – kaçar.
Sonra aslında kaçmanın hata olduğunu fark eder – bu sefer kaçtığı için korkar- yine kaçar... Hayatta kaçmamız gereken vakitler olmayacak mıdır ? İlla ki olacaktır. Fakat sırtımızı dönüp de gittiğimiz insanlar belki de bizim can parçamız – parmağımızda ki tırnağımız – gözümüzde ki fer- içimizde ki huzurdur. Huzur’un kıymetini veya tırnağın değerini kaybettiğimizde mi anlayacağız...


not: hani bunun 4'ü ?tıkla

0 yorum:

Yorum Gönder