Güzelsin ya
Ne olursan ol girdin hikayeme.
Cahit Sıtkı
''Yol bir yere gitmez, o bir durma biçimidir'' der Yılmaz Erdoğan.. Ne kadar da doğru.... O yolun üstünde kimi zaman biz de dururuz öylece. olduğumuz yerde... Yolun sonunu görmeye çalışırız;. oysa yol alabildiğince uzar gider ama insan kendine bile söylemez bazı şeyleri. Beyninin en uç en tenha yerlerine atar kelimeleri,,anıları, kişileri.... Ta ki birgün o yoldan geldiğinde o şey, yani neyse, kim ise o şey; gelir ve senin hayatını altüst eder. Ama iyi, ama kötü...
Bazı deneyimler acı verir insana; önüne duvar olur kurulur ve sen her defasında o duvara çarpar geri dönersin. Ya kırarsın o duvarı birgün ya da vazgeçersin her şeyden. Duvarın arkasında ne olduğunu merak etmeyi bırakırsın artık...
Çocuk o gün yaptığının aptallık mı yoksa sevda mı olduğuna karar vermeye çalışıyordu hala. Kim bilir belki de aptaldı. Nitekim seni sevmeyen birini seversin eyvallah da, ne diye bunu karşı tarafa söylersin ? Ne değişecek yani ? aaa beni seviyormuş hadi ben de onu seveyim mi diyecek sanki ? Ama ''ama''lar kovalıyordu çocuğun hayatını. Söylemesem ne değişecek dedi. Hem insan karşısındakinin sevdasına saygı duymalı değil mi ?
O günden sonra yaptığı bütün planları erteledi çocuk.''A'' adasına en yakın arkadaşını da alarak kafa dağıtmaya gitti. çünkü belki onun olduğu şehirden de ayrı olursa bir daha ayakları gitmezdi Daisy'nin peşinden. Çünkü birini öyle bir seversin ki, beynin ne kadar gitme dese de ayağına, yine de gider. Ellerine ne kadar dur desende, o gider tutar onun elini...
Adaya giderken vapurda okuduğu kitap onun kafasını dağıtacağına iyice başka olayların içine sürüklüyordu. Okuduğu kitabın içindeki Nazım Hikmet şiirinin etkisinde kalarak en azından hergün bir parça şiir göndereyim belki sever diye düşündü.En azından hergün bir defa da olsa beni düşünür aklında yer ederim diye düşündü ve okuduğu şiiri gönderdi;
Sevdiğin müddetçe
ve sevebildiğin kadar,
sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe
ve verebildiğin kadar gençsin.
Nazım Hikmet Ran
Mesajı gönderdiği anda elinde bir sihirli değnek olsa sadece telefonuna gönderdiği mesajı gördüğünde yüzünde nasıl bir hal aldığını, mesajı okuduğunda nasıl bir hissiyat yaşadığını öğrenmek isterdi. Sonra şiiri tekrar okudu ve düşündü;
Sevdiğine herşeyini verebilmiş miydi ?
Sonra diğer soru kovaladı aklını;
Bir insana en büyük ne verebilirdin ki ?
Sonra başka bir soru;
Seni sevmeyen bir insanı kendine nasıl aşık edebilirsin ?
not: ikincisi ve daha da öncesi nerede diyenler ;tıkla
4 Ocak 2012 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder