2 Ocak 2012 Pazartesi

Daisy'nin bilmedikleri -2 ( Aptal )

bugün her şeyi deneyecek kadar umutsuzum...
(Sultan makamı )



yüreği kapalı adamın
içinde ne olduğunu
bir Allah bilir
bir kendisi...

E. Ateş


Her  insanın sevme şekli kendine göre çok farklı. Karşındaki için herşeyi yapabilmeyi aşk görür kimi... Kimi de hiçbir şey yapamamayı aşk görür. Ama tek önemli olan karşındakine kendini ifade edebilmek, inandırabilmek. Karşındakine kendini inandıramıyorsan bir hiçsin!

Bay Z arkadaşlarıyla toplandığı o gün, yani Daisy'i gördüğünden beri bir türlü aklından çıkaramıyordu. Şeytan hem otur yerine sakin ol diyor, hem de kalk git evinin önünde yat diyordu. İşin ucundaki aşk ya, şeytan bile bilmiyordu hangi şekilde acı çektirebileceğini. O yüzden her ikisini de yapmasını istiyordu...

Haliyle şeytana uydu çocuk. Oturduğu yerde bekledi. Bir bekledi, iki bekledi, üç bekledi... Karşısına çıkma cesaretini bulduğunda fırsat bulamadı, fırsat bulduğundaysa hep kaçtı.

Sonra günlerden bir gece arkadaşlarıyla alkolün demine vurup sabah ettiği sırada onun kaldığı yazlığa doğru yola çıkmaya karar verdi. İlk otobüse atladı ve yola koyuldu. O kadar kararlıydı ki sahilin ortasına gidecek ve her geçen kişinin yüzüne bakacaktı. Tüm gün boyunca illa ki onu görürüm diye düşündü. Kendini ilk defa bu kadar kararlı ve cesur hissediyordu. Çünkü sevmek için nedenleri olduğu kadar sevmemek içinde nedenleri vardı.(  Ilsa'nın öyküsünü de başka zaman yazarız artık )

Onu arayıp geldiğini, konuşmak istediğini haber vermeli miyim acaba diye düşündü.. Eli telefon rehberindeki Daisy ismine gitti ve arama tuşuna bastı. Telefon her çaldığında kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Sesini duymak değil, sesini duyabilecek olmanın heyecanı bile yetiyordu ona o an...

Telefon sürekli çalıyordu ama kimse açmıyordu. Üzerindeki kararlılık gitmiş, yerini umutsuzluğa bırakmıştı. Ya telefonumu açmak istemediyse ? Ya sesimi duymak bile istemediyse ? diye düşündü...

Sonra bir cafeye oturdu ve kara kara vazgeçip geçmemesi gerektiğini düşündü. Eli tekrar  telefona gitti. bir mesaj attı. Belki okuyup geri dönerdi. ''şu şu şu yerdeyim seninle konuşmak istiyorum.''

Beklemek ne kadar acı ne kadar tuhaf. Neleri beklerdi insan ? Bir kişiyi, bir sözü, bir sesi, bir yazıyı, bir mektubu, bir mevsimi. ne kadar çok şey vardı beklediği insanın. Ve gelenler ne kadar da mutlu ederdi insanı, ve gelenler ne kadar da acıtırdı insanın canını...

Daisy mesaja cevap verdi.
'' böyle aptalca birşeyi neden yapıyorsun ? hem ben orada değilim bi de. habersiz gelinir mi ?

Mesajda tek  gözüne çarpan şey aptal kelimesiydi. O kadar yol gelmek mi aptallıktı, yoksa sevmek mi ?
Ki; kimi zaman sevmek yere fırlatılmış bir kadeh değil miydi? Hani tüm parçaları yerdedir ama hiçbir işe yaramaz...

not: birincisi nerede la diyenler için; tıkla

0 yorum:

Yorum Gönder