İnsan ilk neleri severdi ? Ne tuhaf şeyler vardır hoşumuza giden. Ben ilk bijon anahtarının avucumun içinde dönmesini sevmiştim. Evimizin yan tarafındaki lastik tamircisinde görmüştüm bunu. Sahibi olan Hakan Abi ne zaman bir lastik sökse yada taksa, evin bahçesinin önünde üzerinde komunist afişleri olan duvara sırtımı yaslar, diz çöker, anahtar demirinin avucunun içinde dönmesini izlerdim. Hava güneşli olurdu, ışık vururdu anahtara ve her dönüşünde yere hızlı- hızlı, nokta -nokta, ışıklar bırakırdı.
Birgün dizimin üstüne çökmüş Hakan Abi’yi izliyorum. Bana baktı ve gel dedi. Durur muyum gittim koşa koşa. Otur dedi. Sol elimi tutarak;
-şimdi kavra iyice ve sağ elinle çevir. Zaten hep izliyorsun biliyorsundur nasıl yapacağını
Sol elimle kavradım sıkıca. Elimle çevirdim ama o kadar sıkı tutuyordum ki dönmüyordu avucumun içinde. Ama sevdiğim şeyleri sıkı sıkı tutmayı da seviyordum ben. Gevşetsem alırlar, bu mutlu anı bozarlar diye korkuyordum. Sonra anladım ki sevdiğin şeyleri bazen biraz rahat bırakman daha iyi olabilirmiş. Avucumu araladım. Şimdi çevirdikçe artı şeklindeki demir avucumda dönüyor ve tepemden vuran ışık demirden yere yansıyordu. Lastiğe bakmıyordum bile gözüm yerdeki ışıktaydı. Sonra durdu anahtar. Çünkü bijon yuvasına oturmuştu. Babam gelmiş arkamda beni izliyordu. Ayağa kalktım. ‘’ Aferin ‘’ dedi Hakan Abi. ‘’ Artık bu araba senin sayende gidebilecek ‘’ dedi. Bir arabının benim yüzümden hareket etmesinin bana verdiği sevinç; babamın kucağına atlayıp onun iş kokan gömleğine yaslanmak oldu...
E. Ateş ( gece konan ahali isimli öykümden )
5 Aralık 2011 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder